|

|
Bir
kürk manto için kaç rakun öldürüldüğünü biliyor musunuz? 40... Peki ya bir
manto için kaç tane mink katlediliyor? 80... Peki nasıl öldürülüyorlar?
Elektrik şokuyla, boyunları kırılarak, yerlere vurularak, kancalara asılıp
canlı canlı yüzülerek... Bunları bile bile kürk manto giyebilir misiniz? Bu
sizin vicdanınıza kalmış elbette ama, kürk meraklısı birçok tüketicinin bu
alandaki vahşetin hangi boyutlarda olduğundan habersiz olduğu bir gerçek.
Kürk sektörünün perde arkasıyla ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmeyi
amaçlayan Kürke Hayır Platformu (KHP), beş yıldır aktif olarak çalışıyor.
Platform son olarak, kürk karşıtı hareketin toplumun geneline yayılmasına
yardımcı olmak için bir slogan arayışı içine girdi. 'En çarpıcı sloganı ben
bulurum,' diyorsanız, 15 Kasım tarihine kadar sloganınızı e-posta yolu ile
admin(atkurkehayir.gen.tr adresine gönderebilirsiniz. Gönderiler arasından
seçilen en etkili slogan, KHP tarafından web sitesi, basın duyuruları,
bülten, broşür, sticker ve benzeri görsellerde kullanılacak. Platformun
kurucuları Ozan E. Berberoğlu ve Ezgi Aktaş'la kürk dünyasında olup
bitenleri konuştuk.
Kürke Hayır Platformu nasıl ve ne zaman kuruldu?
E.A: Kürke Hayır Platformu 2003 yılında kuruldu. İlk olarak basit bir
web sitesi formatında, çoğunluğu çeviri dokümanlardan ve adaptasyon
görsellerden oluşmuş bir içerik vardı. Oluşumun ilk yıllarında ülkemizde
bütüncül bir hayvan hakları mücadelesi olmadığını gördük. Bireyler ve
dernekler sokak hayvanları konusuna yoğunlaşmıştı. Bu nedenle kürk karşıtı
mücadeleyi de içeren, hayvan özgürleşmesi felsefesi hakkında araştırmalar
yapmaya başladık. Et, deri ve kürk endüstrisi, cins hayvan ticareti,
barınaklar, hayvan deneyleri, sokak hayvanları ve sirk hayvanları
konusundaki yayınları ve çalışmaları takip ettik. Öğrendiklerimizi Kürke
Hayır Platformu'nun temeline oturttuk ve Türkiye'de kürk karşıtı mücadelenin
temelini attık.
Amaçlarınız neler?
O.B: Kürke Hayır Platformu'nun öncelikli amacı, kürkün tümüyle gereksiz
bir tüketim malzemesi olduğunu vurgulamak ve insanlara çekici bir ürün
olarak sunulmasının ardındaki vahşetin altını çizmek.
İnternet üzerindeki çalışmalarınız dışında aktif eylemler de yapıyor
musunuz?
E.A: İnternet sitemiz, yaptığımız bütün çalışmaları ve araştırmalarımızı
insanlara ulaştırabilmek için kullandığımız önemli bir mecra. Bu kapsamda
bir haberleşme listemiz, Facebook'ta bir grubumuz ve şu anda aktif olmayan
fakat teknik sorunları giderir gidermez kullanıma açacağımız bir forum
bölümümüz var. Ayrıca kendimizi aktivist bir oluşum olarak görüyor ve
eylemler de düzenliyoruz. Bu anlamda ilk planlı eylemimiz, 2006 yılında
İstanbul Deri ve Kürk Fuarı önünde gerçekleştirdiğimiz eylemdi. 2006 ve 2007
yılının 13 Şubat'ında Çin'deki kedi ve köpek kürkü vahşetini protesto etmek
için Çin Başkonsolosluğu önünde iki eylem düzenledik. Son eylemimize
yaklaşık 150-200 kişi katıldı, Leman Sam da katılarak desteğiyle bizi mutlu
etti.
Daha çok üreticilere mi yoksa tüketicilere mi karşıt eylemler yapıyorsunuz?
E.A: Daha çok tüketicileri bilinçlendirmeye yönelik bilgilendirme
çalışmaları ve eylemler yapıyoruz. Bunun en temel nedeni, kürk endüstrisinin
içinde çok para dönen bir pazar olması. Hiçbir maddi dayanağı olmayan bir
sivil inisiyatif olarak böyle büyük bir endüstriyle direkt savaşa
tutuşamazsınız. Tutuşursanız, baştan kaybedersiniz. Onları en yumuşak
karınları olan 'tüketici' silahı ile vurmak gerekir. Tüketicilere güncel ve
doğru veriler sunarak kürk karşıtı mücadelede yer almalarını sağlarsınız.
Böylece direkt endüstriye yönelik çalışmalar yapan 10 kürk karşıtı yerine,
kürkün kendisine karşı olan ve satın almayan binlerce kişi ile mücadelenizi
yürütürsünüz.
Bilinçlendirme çalışmalarınızdan söz eder misiniz? Buradan ne gibi mesajlar
vermek istersiniz?
E.A: En önemlisi, endüstrinin kürkün doğa dostu bir ürün olduğu
şeklindeki kuyruklu yalanı. Tüketiciler şundan emin olabilir ki, bozulmadan
yıllarca dolaplarda kalsın diye çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilen
hiçbir ürün doğa dostu olamaz. Kürk çiftliklerinin yarattığı kimyasal ve
hayvansal atıkların, doğaya geri dönüşü olmayan zararlar verdiği bir gerçek.
Çevrecilere göre, kürk çiftliklerinde üretilen hayvansal atık miktarı, 1
milyon insanın oluşturduğu lağım pisliğine eşit.
Türkiye'de kürk kullanımı yaygın mı?
O.B: Maalesef evet. Kürk eskiden yüksek sosyetenin, maddi anlamda üstün
olanların ulaşabildiği bir ürünken, Çin'in sağladığı ucuz işçilik-ucuz
üretim, etiket sahteciliği, kediköpek kürkü kullanımı gibi etkenler kürkleri
maddi anlamda daha ulaşılır kılmıştır. Kaba tabiri ile, çok parası olan
binlerce dolar ödeyerek astragan alırken, daha az parası olan ucuz işçilik
ve kötü bakım şartlarının bir getirisi olan ucuz tavşan ya da en acısı
üzerinde 'tavşan' etiketi olan bir kedi-köpek kürkünü satın alabiliyor. Ucuz
kürk kullanıcılarının çoğu üzerlerindekinin, aslında evlerinde birlikte
uyudukları kedilerinin boyanmış ve sahte etiket ile piyasaya sürülmüş hali
olduğunu bilmiyor bile.
Dünyadaki kürk karşıtı aktivistlerle iletişiminiz var mı?
O.B: Dünya üzerinde en sağlam iletişim, hayvan hakları aktivistleri
arasında gerçekleşiyor. Biz de Kürke Hayır savunucuları olarak uluslararası
örgütlerle devamlı iletişim içinde olmaya özen gösteriyoruz. EVANA (Avrupa
Vejetaryen Birliği) ve Anti-Fur Society çalışmalarımızı takip eden ve
devamlı iletişim içinde olduğumuz hayvan özgürleşmesi gruplarının başında.
Aynı zamanda PETA ile materyal değişimi ve bilgi akışını kesmiyoruz. Bunun
dışında uluslararası düzeyde ve ülkemizde tanınan hayvan hakları
aktivistleri ile de bireysel görüşmelerimiz devam ediyor.
Sabah
Gazetesi, Cumartesi eki, 8 Kasım 2008
|